Başarı üniversiteye gidip, zengin olmak değil;
iyi insan olabilmektir
Takdir-teşekkür almak, üniversiteyi kazanmak,
zengin olmak, iyi bir iş sahibi olmak bir başarıdır. Ama gerçek başarının
kendisi değildir. Asıl başarı kendisini tanıyan, kendisi ve çevresi ile barışık,
iyi bir anne, iyi bir baba olabilmektir.
Başarı nedir?
İyi bir üniversiteyi kazanmak mı?
Yoksa zengin olmak mı?
Veya bir öğrenci için her dönem takdir belgesi
almak mı?
Ya da iyi bir meslek sahibi olmak mı?
Kimi insanlar için bunlar başarı göstergesi olarak
kabul edilebilir… Ama asıl önemli olan öğrencilerin (çocuklarımızın) şu ya da
bu meslekte olması değil, “hayatta başarılı olmak” amacına yönelik, geniş bir
kültür yelpazesine sahip olacak şekilde yetiştirilmelerini sağlamaktır.
Çocuklarımızın; sağlıklı düşünüp, isabetli kararlar verme hasletlerini geliştirmeyi
ön plana alan bir eğitim stratejisi uygulamaya çalışmalıyız. Ileriki hayatta
hangi işe el atarlarsa muhakkak başarılı olmalarını hedefleyip ve bu hedefler
doğrultusunda yönlendirmeliyiz.
Bilindiği üzere her güzel sonuç için, önce biraz sıkıntı
ve zahmet çekmek, çalışıp çabalamak gerekir. Ve bizim (öğretmenler ve ebeveyn)
meşgalemiz olan eğitim özellikle zahmetli, zaman isteyen bir uğraştır.
Neticesini almak için son derece sabırlı olmak gerekir.
Gerek okulda gerekse evde verdiğimiz eğitimle,
çocuklarımızın;
Şahsiyetlerini geliştirmeyi,
Yeri geldiğinde kendilerini de acımasızca eleştirebilmeyi,
Okuyup duyduklarını hemen kabul etmeyip sıkı bir
tenkit süzgecinden geçirmeyi,
Hiçbir zaman önyargılı olmamayı,
Kendilerine güvenmeyi,
Bir topluluğa sıkılmadan hitap edebilmeyi,
Hür düşünmeyi ve düşündüklerini rahatça ifade
edebilmeyi,
Sorumluluk alabilmeyi ve aldığı sorumluluğu yerine
getirmek için çaba sarf etmeyi,
Karşısındaki kim olursa olsun, sabır ve hoşgörü
ile yaklaşıp dinlemeyi,
Hak bildiği doğruları sonuna kadar çekinmeden
savunmayı,
Hatalı olduğunda bunu kesinlikle bir gurur
meselesi yapmadan, hatalarından geri dönebilmeyi,
Insanlara karşı adil olabilmeyi,
kazanmalarını hedefleyip ve bu uğurda elimizden
gelen fedakarlık ve özveriyi göstermeye çalışmalıyız.
Çocuklarımızın derslerinde başarılı olmalarını
istiyoruz. Yüksek notlarla sınıflarını geçmelerini istediğimiz gibi. Fakat bir
öğrenci her derste yüksek not alacak diye bir kanun da yoktur! Derslerdeki
bilgilerin mesleklerde pek kullanılmadığını da göz önünde bulundurursak;
önümüze çıkacak sonuç şudur: Dersler bizim (öğrencilerimiz, çocuklarımız) için
amaç değil, araç olmalıdır. Yani başarıya götürecek birer basamak, birer
merdiven de diyebiliriz.
Önemli olan çocuklarımızın gelecekte (ileriki yaşamlarında)
meslekleri ne olursa olsun;
Kendisini tanıyan (kendi nitelik ve niceliklerinin
farkında, güçlü ve zayıf yönlerini iyi bilen),
Kendisi ve çevresi ile barışık (Duygularını uygun
bir şekilde ifade edebilen),
Iyi bir anne baba,
Mesleklerinde sürekli en iyi olmanın peşinde koşan
insanlar olmalarıdır.
“O halde çocuklarınızı not makinesi olarak
görmemeyi öğrenmelisiniz!”