MANİ
Depresyon en çok bilinen duygu durum bozukluğudur. Ancak yaşanılan çökkünlüğün zıttı bir şekilde duygulanımın taşkın bir hal aldığı bir psikiyatrik rahatsızlık vardır ki ona da mani diyoruz. Mani halk arasında pek bilinmeyen bir hastalıktır. Yaşam boyu görülme sıklığı % 1’dir. Yani 100 kişide bir kişide görülür. Oysa bu oran depresyon için %3-5 tir.
Çok iyi bilinmediği içinde bu sorun bazen kişinin kendisine ve bazen de çevresine zarar vermesine yol açabilir. Bu nedenle iyi tanınmalı ve tedavisi ihmal edilmemelidir. Genel özelliği hastanın günlük işlevselliğinde belirgin bozulmaya sebep olan ve hastanın muhakeme yetisini bozan inatçı biçimde yükselmiş, kabarmış veya aşırı uyarılmışlık hali ile giden bir duygu durum bozukluğudur. Bu aşırı uyarılmış ve taşkın halin en az bir hafta sürmesi bu hastalığın tanısını koymak için gereklidir. Ancak bazen mizaç o kadar yükselmiş olur ki 1-2 günlük bir süre bile hastalığın tanısını koymak için yeterli olabilir.
Bu duygu durum bozukluğu sırasında aşağıdakilerden
en az 3 ünün varlığı gereklidir.
1-Kendine güvende abartılı ve aşırı bir artma olması. En güçlü
benim her şeye gücüm yeter. (Bazen peygamber ya da tanrı olduğunu bile iddia
edenler olabilir.)
2-Uyku gereksiniminde azalma ( Mesela sadece 2-3 saatlik bir
uyku ile günlerce idare etme ve dinlenmiş hissetme halinin varlığı)
3-Her zamankinden daha konuşkan olma ya da etrafındakileri
konuşmaya tutma hali.
4-Fikirle öylesine hızlı değişir ki zihnindeki konu konuşma hızı
yakalayamaz ve daldan dala atlama olur.
5-Dikkatte aşırı bir dağınıklık olur ve basit ayrıntılar bile
dikkatini dağıtabilir.
6-Motor faaliyetlerde aşırı bir artma vardır. Yaptığı işin
amacına yönelik davranışlar ve hareketler artar.
7-Kötü sonuç verme ihtimali, yüksek zevk veren etkinliklere aşırı
katılma (sonucunu hesap etmeden ani kararlar verip uygulamaya koyma gibi.) Aşırı
para harcama ve aptalca yatırımlar yapma (imkânlarına kıyasla ileride maddi sıkıntı
oluşturacak boyutlarda harcama yapma),düzensizce cinsel ilişkilerde bulunma.
Bu rahatsızlık uzun süre psikiyatrik tedavi gerektiren ve tekrarlama ihtimali olan bir rahatsızlıktır. Ve zaman zaman depresyonla seyreden dönmeler de görülebilir. İlaç tedavisine iyi cevap veren bir rahatsızlıktır.
SIKINTI HİSSİNİN NE KADARI NORMALDIR ?
Sıkıntı insanlık tarih kadar eski bir histir. Bu his, hissedeni tarafından çoğunlukla iç sıkıntısı huzursuzluk, gerginlik, daralma şeklinde ifade edilir. Bu hisle hepimiz günlük hayatımızda tanışırız. Ancak gelip geçici olduğunda pek etkilenmeyiz. Bazen sıkıntılarımız öylesine yoğunlaşır ki işimizi gücümüzü yapmamıza mani olacak bir hal bile alabilir. Sürekli gergin ve tedirgin olduğunuzu düşünün; Hayattan zevk almanız azalır, dikkatinizi toparlayamazsınız, işe gitmeyi canınız istemez eskiden zevk alarak yaptığınız birçok işi artık boş ve anlamsız bulursunuz.
Sıkıntının bariz ve yaşadığınız durumla uyumlu bir nedeni varsa bu doğal bir duygu yansıması olarak değerlendirilebilir. Ancak eğer bu anlamda bir sebep yokken siz kendinizi sıkıntılı ve gergin hissediyorsanız bunu biraz incelemek gerekir.
Burada hemen şu soru akla geliyor sıkıntının normali var mıdır? Evet, her insanın hayatında hastalık olmadan yaşadığı normal bir sıkıntı vardır. Ciddi kayıplar (para, sevilen birinin kaybı vs gibi) bir süre için kaybın kişi için anlamı oranında sıkıntıya sebep olabilirler. Ancak bu süre işimizi gücümüzü engelleyecek boyuta ulaşmışsa, sosyal ilişkilerimizi bozuyorsa artık eskiye kıyasla asabi olmaya başlamışsak sınırlar aşılmış normalin ötesine geçilmiş olur. En çokta depresyonda bu durumu yaşarız. Depresyonun en önde gelen belirtisi zaten duygu duruma hakim ola sıkıntı ve isteksizlik halidir.
Sözün özü sıkıntınız 2 haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa; sosyal mesleki ve aile yaşantınıza negatif yansımaları varsa sıkıntının normal sınırı aşılmaya başlanıyor emektir. Dikkatli olmalısınız



